Happy New Year

Kocaman bir sene daha geçti. Çok kayda değer şeyler yaşamadığım, gayet normal ve monoton olan 2007 senesi geldi ve geçti. Bu senenin son yazısında herkese mutlu, sevgi dolu ve çılgın bir yılbaşı partisi diliyorum! (yılbaşı partisi derken !?)



Eveeet. Yılbaşı partisi derken yukarıdaki kareye gözüm kaymıyor değil. Tabii yurdumuzda keşke böyler partiler olsa, Santa Claus gelse bütün gece D.A.N.C.E modunda takılsak derken kendi gideceğimiz partiyi düşünüp 'evde mi takılsam acaba?' şeklinde kendimi toplumdan soyutlama çabasından vazgeçiyorum. 'Acaba yılbaşında giyeceğim topuklu ayakkabım ayağımı vurur mu?' düşüncesinden sizi alarak yanınıza babet alın sevgili kardeşlerim, sonra o güzel ayakkabılarınıza kusmak istemezsiniz diyor ve ekliyorum: 'Bu yeni yılda umarım Steve Aoki'yle headbangers partilerinden birinde yılbaşına girmiş kadar eğlenceli bir gece + yıl geçirirsiniz...



http://www.thecobrasnake.com/partyphotos.html

Posted by issue 16:39 1 yorum  



Lanvin fall/winter mens


Uzun süredir ftv'de izleyip içine düştüğüm bi koleksiyon Lanvin'in sonbahar/kış koleksiyonu. Ağzımın suyu akıyor resmen izlerken. Hem şık hem spor giyinmek isteyenler için ideal olan koleksiyondaki pembe ayakkabılara bittim. Trençkotlar da inanılmaz şık görünüyor. Lütfen kombinasyonlara dikkat aşağıdakiler benim favorilerim. Uffie ve SebastiAn konserleride yaklaşıyor. Erkek olup Lanvin giyinip çılgın atasım geldi doğrusu.










ps: Indie ve indietronica müzik severler ftv izleyin.

Posted by ilke 21:00 0 yorum  



Hayali Parfümler

Clive Christian No. 1, geçtiğimiz günlerde dünyanın en pahalı parfümü olarak Guinness rekorlarından birine imza attı. En ender bulunan maddelerle hazırlanan parfümün 30 ml'lik bir şişesi $2350 değerinde ve her yıl 1000 tane kadın, 1000 tane erkek olmak üzere 2000 şişe satışa sunuluyor. Parfümün Imperial Majesty adlı özel yapım Bakara kristali elmaslarla süslü şişede bulunan versiyonu ise $200,000 ediyor ve şu ana kadar sadece 10 adet üretilmiş. Fiyatı ne olursa olsun dünyadaki en pahalı maddeler -ki bunlar çok çok ender oldukları için her zaman bulunamayabiliyor- kullanılarak yapılan parfümün içeriği, bu özelliği nedeniyle her yıl değişiyor. Mutlaka kullanılanlar ise Hint sandal ağacı ve Tahiti vanilyası.

Parfümlerin dünyası aslında hiç de sandığımız gibi değil. Parfümlerin içeriğinde gördüğümüz pek çok şey, aslında gerçek değil. Bir kısmı dünyada var olmayan maddeler. Kate Moss'un son parfümünün reklamında gördüğümüz siyah gül mesela. Siyah gül denen güller çok koyu bordo yaprakları olan, yani aslında siyah olmayan güller. Aynı şey Tom Ford'un Black Orchid'i için de geçerli. Ford'un ürettirdiği orkide şu an var olan siyaha en yakın orkide olsa da, dünyada tamamen siyah olan bir orkide henüz yok. Shiseido parfümü Zen'in içeriğinde bulunan mavi gül, şu anda nesli tükenmiş bir tür.

Aynı zamanda bir de hayali kokuların çiçek kokusu olarak gösterilmesi durumu var. Kenzo'nun bir zamanlar deli gibi satan Flower'ının şişesinin içindeki kırmızı gelincik hiç dikkatinizi çekmiş miydi bilmiyorum ama, kırmızı gelincik kokusuz bir çiçek. Aynı şey Marc Jacobs Daisy ve Prada Infusion d'Iris için de geçerli. Hem papatya, hem de iris kokusuz çiçekler. Meyve kokulu parfümlerde de sentetik kokular kullanılıyor. Çünkü turunçgiller dışındaki meyvelerin kokusu çıkarılamıyor.

Tüm bu nedenlerden dolayı parfüm endüstrisi artık sentetik kokuları tercih ediyor. Bu aynı zamanda hayali kokuların (Estée Lauder Beyond Paraside'daki cennet kokusu gibi) üretilmesine de imkan veriyor.

Posted by zerofeelings 14:46 0 yorum  



Style File: Richie Rich of Heatherette

Profesyonel olarak buz pateni yaparken New York ortamlarında club kid olmaya, son olarak da moda tasarımcılığına uzanan ilginç kariyer seçimleriyle dikkat çeken bir isim Richie Rich. Kesinlikle adı kadar farklı ve eğlenceli bir insan. Siz onu Heatherette'in 2 kurucu isminden biri olarak tanıyor olabilirsiniz. New York'ta gece dışarı 'partilemeye' çıkarken giymek için kendi çapında tasarım yapmaya başlayan Richie, şu anda pek çok ünlüyü giydiren ve E! News gibi Televolevari Hollywood programlarında Paris Hilton'la birlikte çılgın atarken gördüğümüz bir isim haline geldi.


Richie'nin karakteri gibi renkli ve hayatı gibi ilginç olan tarzını o kadar çok beğeniyorum ki, tüm beyefendilerimizi onun gibi giyinmeye ikna etmek için bu dosyayı hazırladım.

1-Şapka: Richie'nin tarzının en dikkat çeken noktalarından biri, kesinlikle şapkaları. Nereye giderse gitsin mutlaka şapka takıyor, özellikle spitfire modeli şapkalardan sanırım kendisinde yılın her günü için ayrı bir tane var. Parlak renklerde ve pembe olanlar favorisi.

2-Skinny jeans: Erkek giyiminde her daim favorim olan skinny jeanlerin herkesin dolabında yer almasının ne kadar büyük bir zorunluluk olduğunu zaten bildiğinizi düşünerek, o konuya girmiyorum. "Önemli olan ne düşündüğünüz ya da nasıl biri olduğunuz değil, nasıl göründüğünüz" diyen sevgili Richie de benimle aynı fikirde.

3-Paten: Eskiden başarılı bir profesyonel buz patencisi olan Richie'yi fotoğraflarının çoğunda patenleriyle görebilirsiniz. Defile sonunda podyuma çıktığında, defilelerinin sahne arkalarında, partilerde, kısacası her yerde patenleriyle geziyor. Özellikle simli pembe patenlerine bayılıyorum. Üşengeç bir insan olarak ulaşım açısından patenin yarattığı kolaylıkları da düşünmeden edemedim.

4-T-shirt: Her türlü hava koşulunda t-shirt giymelisiniz. Renkli ve cesur giyinmekten korkmayın. Pembe Lacoste sadece kızlar için üretilmedi. Hatta, bence erkeklere çok yakışıyor. Richie'nin bir diğer favorisi ise logolu ve sloganlı t-shirtler. Ayrıca mümkünse dar olmalı.

5-Ceket: Blazer ya da değil, ceketleriniz siyah ve dar olmalı. Ceket derken amca ceketinden bahsetmiyorum, bunu da göz önünde bulundurun. Ceket + t-shirt + skinny jeans üçlüsünden şaşmayın. Eğer kusursuz erkek modelimi giydirecek olsaydım, kesinlikle bu üçlüyü giydirirdim.

6-Siyah oje: Her zaman siyah oje süren Richie, tabii ki manikürlü kızlar gibi gezmiyor. Onun ojeleri her zaman uzun zaman önce sürülmüş gibi kısmen çıkmış ve solmuş görünüyor.

7-Platin saç: Bembeyaz teni, renksiz parlatıcısı ve platin saçları Richie'ye çok yakışıyor. Ayrıca bazen kaşlarını saçından daha koyu bir kalemle boyayıp, gözlerine parlak farlar da sürüyor.

PS: Über-stylish olan erkeklerin %99'u gibi, Richie gay. NEDEN AMA?? NEDEN? Neden heteroseksüel Türk erkeklerimiz modayla ilgilenmeyi erkeklik derecelerini azaltıcı bir faktör olarak görüyorlar? Neden makyaj yapan erkeklerle dalga geçilir?

Tabii bu da başka bir post konusu olsun artık. Konuyla ilgili şikayet ve düşüncelerimi birkaç saat sonra kişisel blogumda bulabilirsiniz.

Posted by zerofeelings 17:42 2 yorum  



lastnightsparty

LastNightsParty, "İstanbulda böyle partiler oldu da biz mi gitmedik?" sorusunu sordurtan, Merlin Bronques adlı bir party monster tarafından hazırlanmış bir parti fotoğrafları sitesi. Ama bu partiler sıradan partiler değil. Amerikan gençlik filmlerinde sözü edilen, Miami, LA, Las Vegas hedonistik genliğinin çılgınca alkol ve uyuşturucu adına ne varsa tükettiği ve hatta Paris Hilton'ı Google'da ararken bile rastlayabileceğiniz bir site. LastNightsParty'de herşey olabilir. Agent Provocateur'un g-stingimi-parçala temalı parti fotoğrafları olabilir mesela, Justice D.A.N.C.E partisi, Paris Hilton'lı partiler ve hatta "click dick to see Williamsburg Clear Soup" yazan linkler olabilir. 18 yaş altındaki sevgili okuyucularımız -girmeyiniz.








lastnightsparty.com

Posted by ilke 00:23 0 yorum  



Chanel Maison d'Art Paris-Londres

Chanel'in yıllık Maison d'Art koleksiyonu dün akşam Londra'daydı. Gecede koleksiyonun kendisi kadar konuklar da oldukça dikkat çekiciydi. Garip yüzlü kızıl Lily Cole, Lagerfeld'in ilham perisi şımarık kızımız Lily Allen, Dazed & Confused'dan Jefferson Hack, evinin kadını olup hala taş gibi olabilen tek insan Claudia Schiffer, çirkin şey Thandie Newton, pek fashionista Daphne Guinness, gözümde her zaman Hermione kalacak olan Emma Watson, Anouk Lepere ve Daisy Lowe'un eşlik ettiği hayallerimin prensesi Agyness Deyn ve daha pek çok insan geceye katıldı.




Posted by zerofeelings 21:12 0 yorum  



The Gucci Family-- all secrets revealed

Alien, Thelma & Louise, Gladiator ve Hannibal gibi pek çok ünlü filmin yönetmeni Ridley Scott, Gucci'nin tarihi hakkında bir film çekmeyi planlıyormuş. Tahmin edebileceğiniz gibi Gucci ailesi bu durumdan pek memnun değil. Scott özellikle Gucci'nin kurucusu olan Guccio Gucci'nin torunu Maurizio Gucci üzerinde duracağını belirtmiş. Maurizio Gucci, 1983'te başına geçtiği Gucci'yi 12 yıl boyunca yönettikten sonra eski karısı tarafından öldürtülmüştü.

Posted by zerofeelings 20:53 0 yorum  



Get Topshop on Facebook


Evet artık Topshop Facebook'ta. Topshop Fashion Fix application'ı ekleyerek topshop.com'daki parçaları oylayabilir, snap it up! isimli oyunu oynayabilir ve havanızı ikiye katlayabilirsiniz.

Topshop on Facebook





Posted by ilke 23:03 0 yorum  



3D Giorgio Armani

Artık fotoğraftan dizayn programlarına, makineleşmiş tüm sistemlerden günlük kullanıma damgasını vurmuş bilgisayar ve internet, moda dünyasında yeni bir sahada. Ego tatmini öncelikli oyunlardan Second Life, en gözde modacıları kendi 3D dünyasında ağırlıyor. Hatta tasarımcılar bununla da kalmıyor, her çeşit mağazalarını açıp, röportajlarını bile bu büyük dünyada yapıyor. İnsanların yaşamak için bu kadar saçma yazılımlara ihtiyaç duymasını acındırıcı bulsam da, oyunun böylesine geniş bir alana yayılmış olması ilginç.


Yeni Armani Store ve röportajı buradan görmek mümkün;
Giorgio Armani Second Life Interview

Posted by Aydan K. 20:15 0 yorum  



MARY-KATE ON NYLONMAG.COM

Olsen ikizlerine ilkokuldan beri zaafım var neden bilmiyorum ama bu zaafım Mary-Kate hanım için daha fazla. Onun için nylon news'in attığı mailde Mary-Kate haberini görünce çok heyecanlandım. Haberin tamamı sitede yok ama merak edenler Nylon alıp okuyabilirler. Bu kısa boyunu uzatmak için yüksek topuklular giyen minik kızın nasıl poz verdiğini görmek isteyenler de şunu izlesinler mutlaka;



İleride bir dizi estetik operasyonla kendisine benzemek isteyebilirim. Ya da Mischa Barton'a.

Posted by ilke 17:30 4 yorum  



Merve Tuna: Rüyalarındaki Rahatsızlıklarını Tasarımlarına Yansıtıyor



Merve Tuna'nın sessiz görüntüsünün altında renkli bir dünyasının olduğu ortada, bize biraz o renkli dünyadan bahseder misiniz?

Çevrede her şey birbiriyle ilişkili ve tasarım bunu fark etme süreci benim için bir anlamda. Dışarı renkli yansıyor bir şeyler sanırım ama aslında düşüncelerimde en azından siyah beyaz olduğumu söyleyebilirim. Çok kararsızlık yaşarım fakat onlar da problemden çok kendimle ilgili fark etmediğim şeyleri fark etme sürecidir. Neyi neden yaptığımı sorgularım hep…

Genç yaşta olmana rağmen tasarımların etkileyici ve çok konuşuluyor. Sence bunun sebebi nedir? Genç yaşta yakaladığın başarı mı yoksa diğer tasarımcılara göre tasarımlarındaki farklılıklar mı?


http://wwww.flufoto.comekibiyle gerçekleştirmiş.

Kendimi başarılı olarak görecek noktada bulmuyorum, öyle olduğumu düşündüğümde başka bir şeye de geçebilirim belki. Henüz epey başındayım. Bir yerde görünmesi yada başkasıyla kıyaslanması için değil de kendim için yapıyorum ve belki kriterlerim farklı olduğu için işlerim farklı diğerlerinden.

Herkesin ilerdeki mesleği hakkında hayalleri vardır. Hiç kanserli dokulardan esinlenerek tasarımlar yapacağınız aklınıza gelir miydi?

Yıllar önce tasarımcı olmak istiyordum ama nasıl şeyler tasarlayacağımı bilmiyordum. Endüstriyel tasarımı bitirdiğimde de giysi yapmayı düşünüyordum fakat yaparsam nasıl şeyler yapacağımı bilmiyordum. Son bir yıldır yaptığım işler bunları görmek için yaptığım işler, ticari olmaktan çok deneysel olmaya yakınlar ki bu çizgiyi korumak istiyorum. Kanserli hücrelerden yola çıkarak bir şey yapacağım aklıma gelmezdi, geldiğinde de doğru zamandı yapmak için.

Tasarımlarınızda hep en çirkini aramak üzerine yoğunlaştığınızı belirtiyorsunuz, bunun sebebi nedir?

Bunun rüyadaki tutarlılığı sağlayacağını düşünüyorum. Günlük hayatta rahatsız olduğu şeyleri görmezden gelmesi kişinin kendini kandırması aslında. Rüyada ise bilinçaltına atılan rahatsızlık verici olan şeyler de dahil her şey çok açık. Rüya en önyargısız ve dürüst olduğu yer insanın kendisine karşı ve ben bunu güne taşımaya çalışıyorum beni rahatsız eden şeyleri tasarımlarımda kullanarak.

Kendinizi endüstri ürünleri ya da moda tasarımcısı şeklinde tanımlamak yerine tek başlık altında 'tasarımcı' diye nitelendirmişsiniz. Yine de kendinizi hangi alana daha yakın hissetiğinizi bizimle paylaşır mısınız?

Kendimi kısıtlamayı sevmiyorum, ne endüstriyel tasarımcıyım ne de giysi tasarımcısı demem belki daha bile mantıklı ikisini de yapıyorum demektense. Yeni bir şey üretebilmenin bir yolu da o işin dışında olmak…

Ev eşyaları, kıyafetler, ayakkabılar tasarlıyorsunuz. En çok hangi tasarımları yaparken zorlanıyorsunuz?

Tuna'nın Hotiç ile olan çalışması:


Her tasarımda kendimi zorluyorum ve bu bazen sonucu oldukça kötü etkiliyor, kişisel zorlamamın dışında teknik alana daha yakın ve binlerce kişinin kullanması planlanan endüstriyel tasarımlar yapmaktan hoşlanmıyorum. Benim düşünce yapım genelde binlerce olan şeyi tersine çevirmeye çalışmak ki o da bazen teknik olarak binlerce üretilemeyecek yada üretilse bile binlerce satmayacak ürünler oluyor sonuçta. Endüstriyel tasarımcının kendini kullanıcıların yerine koyması beklenir. Ben kendimi düşünebiliyorum en iyi sadece ve belki standart bir kullanıcı olmadığım için de standart ölçülerde başarılı bir endüstriyel ürün olmuyor o ürün.

Hackingcancer-hat isimli tasarımınız bir hayli ilginç. Nereden ilham alarak bu şapkayı tasarladınız?



Olan giysilerin üzerine kanser hücreleri ekleyerek başladım. Hunchback/kambur isimli olanı yapmaya başladığımda kazağın sırtına onu parçalamış dev 1 kambur eklemeyi düşünüyordum. Saatlerce ördüm ama örerken nerede duracağımı bilmiyordum pek. Durduğumda ise hayal ettiğim kadar büyük değildi ve çoktan gezici bir kanser halini almıştı, beyin kanseri gibi mesela şapka olduğunda. Sonra hunchback için küçük bir parçanın yeterli ve çekici olacağına karar verdim. Hunchbackteki kanserin hacking cancer hat in neredeyse yüzde biri olduğu düşünülürse trajik bir süreçti. Bazen sırf süreci sevdiğim için sonunu bilmeden yapıyorum ve sonu o şapka gibi olabiliyor.

Sosyal hayatta kendinize has tarzınızla dikkat çekiyorsunuz. Benim bile ilk dikkatimi Istanbul Streetstyle fotoğraflarında çektiniz. Genel olarak hangi tarz ya da akımları beğenerek kullanıyorsunuz?

Tesadüfen bulduğum ve beğendiğim parçalar benim için yeni dönemimin başlangıcı oluyor. Mavi çiçekli eteği beğenip giymeye başladıktan sonra önceden hiç sevmediğim maviyi sevmeye başlamak gibi. Moda olduğunda bir şey giymeyi bırakıyorum onu . Sezondan neredeyse hiç alıveriş yapmıyorum klasik ve ucuz bir parça olmadığı sürece. Bilinçli olarak takip etmiyorum hiç bir şeyi. Tezgah yada küçük semt dükkanlarını seviyorum genelde yaşlı işler satan.

'2'debir' adlı moda dergisinin moda çekiminde modellikte yaptınız. Sizce hangisi daha zor modellik yapmak mı? Tasarım yapmak mı?

Tuna'nın '2debir' deki modellik çalışması:



Modellik yapmaya başlasaydım herhalde o da zorlaşmaya başlardı benim için, ama o çekim ekip de sayesinde oldukça kolay geçti diyebilirim.

Bu güzel sohbet için teşekkürler Merve.
Ben de teşekkür ederim Asya.

http://wwww.mervetuna.com

Posted by issue 22:20 1 yorum  



Cause Me Pain Hedi Slimane

Dior Homme denince ilk akla gelen isimdir Hedi Slimane. Dior'un moda dergilerindeki reklamlardan "gerçek" insanlara yayılmasını sağlayan Slimane, normalde Dior'la alakası olmayan pek çok erkeği de peşine takarak kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi elde etti. Dior Mart ayında Slimane'in kontratını yenilememeye karar verdiğinde, internette pek çok web sitesi ve blogda sadık hayranlarının "Hoşçakal Hedi, sana çok teşekkür ediyoruz ve seni çok özleyeceğiz" konseptli yazıları çıktı ortaya. Dior'da son dönemlerde yaratıcılığının kısıtlanmaya çalışıldığını ve bundan sonra tüm tasarımlarını tamamen özgür, keyfine göre yapacağını söyleyen Slimane neler planlıyor bilemiyorum ama onunla birlikte Dior takipçisi olan kesimin arkasında olacağı kesin.
Fransız tasarımcı Hedi Slimane, dümdüz ve skinny ötesi siyah takımlarıyla erkek modasında oldukça uzun sürecek bir akıma imza attı hiç şüphesiz. Müzikten etkilenerek hazırladığı Dior Homme koleksiyonları, gayet ironik bir şekilde şimdi o etkilendiği müziği yapanların üzerinden eksik olmuyor. Razorlight, Franz Ferdinand, White Stripes, David Bowie ve Mick Jagger bunlardan sadece birkaçı. Moda tasarımcılığının yanında, kendisini aynı zamanda "part-time rock fotoğrafçısı" olarak tanımlıyor Slimane. Çarşamba günü Paris'te başlayan ve 5 Ocak 2008'e kadar devam edecek olan en son sergisi Perfect Stranger, İspanyol müzik festivali Benicassim'de çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Slimane bu kez sanatçılardan çok hayranlara odaklanmış.

Pete Doherty'nin yakın arkadaşı olan Hedi Slimane, London: The Birth of a Cult adlı fotoğraf kitabında da Pete ve Londra ortamlarına yer vermiş. Ayrıca V Magazine için hazırladığı Rock Diary serisi de kesinlikle bakmaya değer. Kaiser Chiefs, Bloc Party, Arctic Monkeys, The Paddingtons, Dirty Pretty Things, Good Shoes, Cazals, The Horrors, The Rakes, White Rose Movement ve daha pek çok grubu fotoğraflamış bu seri için. Hepsine http://www.hedislimane.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Gayet skinny bir şekilde Hedi'nin arkasında savaşa giden Dior Homme ordusu
Hüzünlü bakışlarıyla tanrısal insan Hedi Slimane

Posted by zerofeelings 16:56 5 yorum  



Andrew Buckler

Kendisini İngiliz tarzını Amerika'yla buluşturan marka olarak tanımlayan Buckler kısa bir süredir Türkiye'de satılıyor. Ama markayı İngiliz tarzına özenerek Amerika'da iş yapmaya çalışan geçici bir heves olarak tanımlamak daha doğru olur bence.


Nedir bu kıyafetler yani, bu İngiliz tarzı filan değil ki! Beceremiyor Amerikalılar bu işi, bence artık bunu kabul etmeleri lazım. Kendi tarzları üzerinde çalışsalar daha iyi işler çıkarırlar eminim...

Markanın kullananları arasında Tommy Lee, Iggy Pop, Rolling Stones, Franz Ferdinand, Snow Patrol, Liam Gallagher varmış. Hepsini anladım da FF ve Liam Gallagher'a hiç yakıştıramadım, Liam'dan Ben Sherman filan beklerdim, FF'e de uyuzum zaten biraz...

Siteleri de bi değişik müzik kapanmıyor ve iğrenç bişey çalıyor bütün yazıyı bilgisayarın sesini kapatarak yazmak zorunda kaldım...

Andrew Buckler daha önce Emanuel Ungaro ile çalışmış... 2001'de bu markayı oluşturmuş...

Posted by perry boy 23:36 13 yorum  



Inglot

2001 krizinden sonra Türkiye'den çekilmesinin ardından bu yıl yeniden piyasaya giriş yapan Fransız Sephora, makyaj malzemeleri konusunda en çok tercih ettiğim ve Türkiye'de tekrar açılana kadar her yurtdışına çıktığımda zulalayarak döndüğüm bir markadır. Aynı şekilde ülkemize gelişini heyecanla bekliyor olduğum bir diğer kozmetik markası olan Inglot, sonunda Park Bravo Group çatısı altında Türkiye'ye geldi. Şu anda sadece Metrocity ve İstinye Park'ta şubeleri bulunan Polonyalı markayı yakın zamanda pek çok yerde daha bulabileceğiz. Markanın en dikkat çeken özelliği oha dedirtecek derecede geniş renk çeşitliliği. 1500'den fazla renkte ürün mevcut. Ayrıca herşey gerçekten çok kaliteli. Fiyatlar 5-69 YTL arasında değişiyor. Avrupa'da MAC ile ciddi şekilde rekabet içinde olan markanın en bayıldığım özelliği ise gerçekten MAC kalitesinde ürünleri MAC'in yarı fiyatına satması. Ayrıca Duraline adı verilen, farları eyeliner ve allıkları ruj olarak kullanabilmenize yarayan sıvıdan mutlaka edinmek gerek.


Posted by zerofeelings 21:18 0 yorum  



Absolut Disco

Kalbimizin baş köşesinde kendine yer edinen Absolut, Disco Gift Pack adlı bir limited edition çıkarmış piyasaya. Uzun zamandır zorunda kalmadıkça bira içmeyen ve alkol tercihini vodkadan yana kullanan ben, bu yeni Absolut şişelerini görünce kendimden geçtim. Mutlaka alın. Tabii bir de sorumlu için, alkollü araba kullanmayın, sarhoş olup eski sevgilinizi aramayın, 18 altıysanız zaten içmeyin sevgili okuyucular.

Absolut web sitesinde ayrıca çok şirin bir disko oyunu bulunmakta. Disko oyunu nedir ben de bilmiyorum, öyle "Disco, disco" şeklinde bir şarkı eşliğinde takılıyorsunuz.

Posted by zerofeelings 20:41 3 yorum  



BFA 2007

2007 British Fashion Awards sonunda sahiplerini buldu. En çok dikkat çeken isim olan Agyness Deyn, Yılın Modeli seçildiği gecede Giles Deacon'a ait bir elbise giydi. Konuklar arasında bulunan Lily Allen'ın üzerinde de Giles Deacon bir elbise vardı. Stella McCartney'in Yılın Tasarımcısı seçildiği gecede Vivienne Westwood'a ise özel bir ödül verildi. Beklenmedik sonuçların ortaya çıkmadığı ödül listesini aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıca BFA 2007 ile ilgili bir önceki yazımda ödüllerin kimlere gideceğine dair bulunduğum tahminlerin sadece 2 tanesinin yanlış çıktığını da belirtmem lazım, övünmek gibi olmasın.





Fotoğraflar:
1-Agyness Deyn 2-Agyness Deyn, Henry Holland ve Erin O'Connor
3-Gareth Pugh 4-Christopher Kane
5-Lily Allen 6-Vivienne Westwood ve Stella McCartney

Designer of the Year: Stella McCartney
New Designer of the Year: Christopher Kane
Best New Retail Concept of the Year: Marc Jacobs
Model of the Year: Agyness Deyn
Isabella Blow Award for Fashion Creator of the Year: Michael Howells
Red Carpet Designer of the Year: Marchesa
Menswear Designer of the Year: Christopher Bailey for Burberry
Accessory Designer of the Year: Tom Binns
BFC Award for Outstanding Achievement in Fashion: Vivienne Westwood

Posted by zerofeelings 16:56 2 yorum