American Apparel Sells Sex with Sasha Grey


Seks satar. Yeni bir konu değil biliyorum ama pazarlama uğruna reklam kampanyalarında "karşı komşunun kızı"ndan "hardcore porn star"a geçiş yapan American Apparel, porno yıldızı Sasha Grey'i model olarak kullanarak kimleri hedeflemeye çalışıyor?

Posted by ilke 16:19 0 yorum  



Fashion's Night Out

10 eylül akşamı başta New York olmak üzere, Londra'dan Tokyo'ya çeşitli dünya başkentleri(kendi Vogue baskısı olan ülkeler diyelim) ekonomik krizin etkilerini ortadan kaldırmak ve insanları tekrardan alışverişe teşvik için bir takım etkinlikler ve partiler düzenlendi.
Ve tahmin ettiğiniz gibi en gösterişli partiler de NY'ta oldu. Başta Vogue elemanları olmak üzere (Anna,Andre,Hamish..etc) moda dünyasının önde gelenleri NY'taki çeşitli mağaza ve department store'larda düzenlenen etkinliklere katıldı.

*MK ve Ashley Olsen Barneys NY'da barmaid'lik yaptılar hatta gecenin ilerleyen saatlerinde bulundukları kat izdiham yüzünden kapatılmış..
*Zac Posen Bergdorf Goodman'ın vitrininde elleriyle kıyafet boyadı.
*Taylor Momsen grubuyla Teen Vogue için performans sergiledi.
*Kenneth Cole, müzisyen Matisyahu ile birlikte kendi mağazasında gitar çaldı.
*Şarkı söylemeyi deneyenler çoğunluktaydı.. SJP, Barbara Walters ve Bettie Midler; Oscar de la Renta ile şarkı söylediler. Hamish Bowles ve Isaac Mizrahi de mağazalarda şarkı söyleyenlerdendi.
*Kate Hudson, Stella McCartney mağazasında imza dağıttı.
*Andre Leon Talley ünlülerin yer aldığı bir yarışma sundu..

İşte partilerden kareler..

Ayrıca CFDA başkanı Diane Von Furstenberg'in yaptığı açıklamada Fashion's Night Out'un beklenen ilgiyi gördüğünü ve bu etkinliği her yıl yapmak istediklerini açıkladı. Umarım 2010'daki etkinliğe gidebiliriz..

Posted by Otto 16:04 0 yorum  



Yves Saint Laurent Lip Twin Serisi ve Bir Mantık Hatası


İlginç bir şekilde bu seride bir mantık hatası var. İkili renk seçeneği sunan YSL'in Lip Twin rujları anahtar görevi gören fırçayı modül içerisinde döndürdüğünüzde iki renk arasında geçiş yapıyor. Size default olarak gelen ruj kabının üzerinde bir ayna var. Bu aynaya bakıp "Aa! acil olarak rujumu tazelemem gerek." diyebiliyorsunuz mesela. Ve bunun için fırçayı modüle sokup istediğiniz renge geçmek için çeviriyorsunuz. İşte orada bir problem olduğunu anlıyorsunuz: ruja ulaşmak istediniz, fakat bu sefer aynayı kaybettiniz. Biraz gerizekalı işi yani. Nasıl böyle bir hataya düştüler dahası bu şekilde piyasaya sürmeye devam ediyorlar, anlamadım. Sadece bizde yok yani böyle işler. Levent'e gitmek için Şişhane'den binip bir durak sonra başka metro aracına binmeler...

Posted by ilke 00:40 1 yorum  



IFD - Istanbul Fashion Days'den Akılda Kalanlar

FTV Brasil IFD boyunca trend avcılığı yaptı

Biraz geç kalan bir post olsa da bir IFD özeti geçmenin yararlı olduğunu düşünüyorum. Hem, orda burda yazılıp çizilenlere ek olarak benim de söylemem gereken birkaç şey var. Genel olarak organizasyonun beni memnun ettiğini söyleyebilirim ancak benim ufak tefek dediğim kimilerinse skandal haline getirdiği sorunlar yok değildi.

- Herşeyden önce Koza defilesinin olduğu çarşamba gecesini saymazsak benim için perşembe günü Elaidi defilesi ile başlayan, defile alanlarına girişte yaşanan o izdiham neydi öyle? Gerçekten, bunun için "rezalet" kelimesi yetersiz kalır herhalde. Hadi biz kendimizi geçtik, Türk'üz alışılmıştır böyle hengameler, bilinir. Ama orada L'appart PR sayesinde getirilmiş içerisinde Fransız Vogue, FTV Brasil gibi moda dünyasında önde giden yayın organları da vardı. Nasıl korktular kim bilir.

- ITU Taşkışla çok güzel bir yer. Öğrencileri öyle bir ortamda okudukları için çok şanslılar gerçi o tuvaletlere ve genel olarak devlet üniversitelerinde bulunan o pis hissiyatına nasıl katlanıyorlar bilmiyorum. Ama avlusu müthiş! Hele defile çıkışlarında bahçeye kurulan Otto ve Kahve Dünyası'nda vakit geçirmek çok keyifliydi. Keşke o kadar insan için 10 masa 25 sandalye gibi bir oranlama yapmasaydınız. Hadi ilk günden yetersiz olduğunu gördünüz. Neden 2. ve 3. gün de aynı problemler yaşanmaya devam etti? Üniversite yıllarını çoktan geride bırakmış, gardrobundaki en minileri ve en yüksek topukları giyen insanların çimlere oturması mı bekleniyordu acaba?

- Kahve Dünyası rezaleti ile ilgili söylemek istediğim birşey daha var: Acaba sanki sadece o 3 gün için kiralanmış elemanları ve yaptıkları baştan-savma kahveleri ile markanın imajında tamir edilmesi ne kadar zor bir hasar oluşturduklarının farkındalar mı? İlk gün iced-mocha'larının sudan ve kalitesiz kremadan ibaret olduğunu anlayanlar diğer günler zaten standın yanına bile uğramadılar.

- Hakan Yıldırım Koton için 2009/2010 koleksiyonu hazırladı. Bilen bilir, Fashion Days'in en heyecanla beklenen ve en çok konuşulan ismiydi Hakan Yıldırım. Koton için hazırladığı koleksiyonda ben en çok bebek gibi pastel tonlardan yapılmış saten şortları beğendim. Ayrıca defile izleyicileri için hazırladıkları "Hakan Yıldırım for Koton" çantaların içine koydukları Türk kahvesi, kullan-at-fotoğraf-makinası ve gerçekten ortamda eksikliği hissedilen en önemli aksesuar yelpazenin en fuşyası çok ince ve bir o kadar da şirin düşünülmüş detaylardı. Keşke akşam defile sonrası yapılan açılış partisinde kendisi yanıma geldiğinde alkolün etkisiyle "tüm koleksiyon harikaydı, tebrikler!" yerine "görseller bir harikaydı!??" demeseydim.

- 2. günün en göze batan aksesuarı; türban! Evet türban! Ramazan'da dağıtılar erzak paketleri gibi içerisinde ne olduğunu merak bile etmediğim (muhtemelen ayakkabı, gömlek, pantolon)Pierre Cardin torbaları taşıyan türbanlar... Bu kadar ayaklar altında olan ama bu kadar da parası olan bir marka... Que'nun tasarımcıları ise ayakta alkışlanmalık.

-Leopar'dan hiç hoşlanmam. Hem de hiç. Tam bitti-gitti derken geliveriyor hep. Ama Gizia koleksiyonundaki bütünlük ve başarılı geçişleriyle son derece iyi kullanmıştı bu deseni.

Gizia

- Fashion Days'in diğer bir heyecanla beklenen ismi Hatice Gökçe. Yalnızca erkek koleksiyonu sunduğu defilede kullandığı en dikkat çekici parçalar tartışmasız eldivenler ve tulumlardı. Eldivenler okey ama tulumlar tabiki tasarım amacıyla yapılmış. Türk insanımın henüz dışarılarda tulum giyip dolaşan erkekler görmeye hazır olduğunu sanmıyorum açıkçası. Ve Hatice Gökçe'den iki süpriz!
1) Podyuma ünlü ressam Tamer Ceylan çıktı! Hem de kendi dijital fotoğraf makinasıyla. Podyumdan çektiği bu fotoğrafların resimlerini yapacakmış. "Keşke benimkini yapsa" diyorum ben de herkes gibi.
2) Yani ne kadar süpriz diyebiliriz bunun için bilemiyorum olsa olsa kötü süpriz olur; podyuma Hayko Cepkin çıktı! Hı hımmm... O kocaman poposu ve göbeğiyle. Hatice Gökçe'nin böyle birşey yapmış olması için ancak yakın geçmişte Hayko ile kanka olmuş olmaları ve Hayko'nun Gökçe'ye bir "kıyak" yapmış Gökçe'nin de ona "Hayko'cum gel seni defilemde çıkartayım" demiş olması gerekiyor. Diğer tüm şıklar kabul edilemezdir.

Hayko Cepkin

- Kapanış defilesi ve Fashion Days'in en karakterli defilesi, ve yoğun güvenlik ve davetiye denetlemelerine rağmen içerisinde Hande Ataizi ve İlker İnanoğlu'nun da bulunduğu bir sürü insanın en çok rağbet ettiği, ayakta kaldığı için salondan çıkarıldığı en şaşalı, en tüyleri ürperten en profesyonel defilesi Hakan Yıldırım'dı. Bu kalabalığı ancak İlker İnanoğlu'nun ağzından şöyle anlatabilirim: "Öyle görünüyor ki herkes Hakan Yıldırım giyiniyor". Hande Ataizi'nin ayakta kaldığında verdiği "bu ne .mına koyim" tepkisi de baya iyiydi.

Hakan Yıldırım

- Fashion Days'in en havalı basın mensubu da tabi ki Onur Baştürk'tü. Defilelerden birinde -şuan hangisi hatırlamıyorum, güvenlik önlemlerinin artırıldığı bir anda içeriye önce basın alınırken Onur Baştürk'ün basın kartının olmadığını gören ve onu tanımayan bir görevli kızcağızımızın "beyfendi lütfen şuan yalnızca press alıyoruz" demesinin ardından Baştürk'ün şöyle bir gülümseyip içeriden ona "Onur'cuğum hoşgeldin gel gel!" diye seslenen organizasyon yetkilisi ile salona girmesi IFD'nin en herkesin başına gelmesini istediği andı bence.

- Bu arada Selma Ergeç ne kadar güzel bir kadın. Masal kahramanı gibi maşallah.


Fotoğraflar: Eymen Topçuoğlu.

Posted by ilke 00:35 0 yorum  



Buy,Buy Baby

Eylül ayı yaklaşıyor , yeni sezon için gardoplarda yer açma zamanı. Bunu farkeden Harper's Bazaar modaseverleri harekete geçirmek için Terry Richardson ve Magdalena Frackowiak ile NY'taki alışveriş cenneti Bendels'ten Versace'ye kadar bir alışveriş turuna çıkarmış bizleri.

Posted by Otto 17:30 0 yorum  



Pascal Grob Nam-ı Diğer Yeni Stil İkonumuz

Zürih'li yeni yetme stil ikonumuza merhaba deyin! Hiç çıkarmadığı ray-ban gözlükleri yaşının aslında 20'nin altında olduğunu saklamaya yetemese de biz onu erkeklerin örnek alması gerektikleri küçük kardeşleri olarak görmelerini tavsiye ediyoruz. Buradan tüm look'ların ulaşabilirsiniz. (Kısalan paçalara dikkat.)



Fashionbitsandbobs.blogspot.com diye de bir blogu var.


Posted by ilke 22:51 3 yorum  



Tom Ford 2009/2010 gözlük kampanyası

Tüm ilgiyi gözlüklerin üzerine çekmek için geliştirdiği "çıplak modelleme" yöntemiyle ilgiyi gerçekte nereye çektiği tartışılsa da genel olarak başarılı bir kampanya olduğu kesin! Jon Kortrajarena ve Anna Maria Jagodzinska'nın soyunduğu kampanyalarda çıplaklık mı daha çok satıyor Tom Ford mu göreceğiz.

Posted by ilke 01:54 1 yorum  



Kate Moss vs. Kate Moss




Kate Moss Eylül ayında iki ünlü derginin sayfalarında. İlk olarak yukarıdakiler W magazine'de yer aldı. Miuccia Prada'nın yeni sonbahar koleksiyonun tanıtımı ve Miuccia röportajı için çekti resimleri Mert Alas ve Marcus Piggott ikilisi.


İkinci kapak ise Vogue Rusya için. Vogue'da da ışıltılı elbisesi ve vamp görünümüyle bambaşka bir insan olarak çıkmış karşımıza Kate Moss.

Posted by Otto 22:13 1 yorum  



Thriller Night for Harper’s Bazaar



Agyness Deyn Michael Jackson'a saygı duruşunda bulunuyor.

Posted by issue 13:00 0 yorum  



Curse of the Multiplies

Her zaman en büyüğün daha iyi olduğunu savunan Montreal'li grafik tasarımcısı Evan Melnyk'in Oh Curses tasarım kolyeleri çok hoş.







ohcursesnecklaces.

Posted by ilke 01:24 0 yorum  



Alphabetbags

Hayley Thwaites ve Lucas Lepola'nın tipografiye olan düşkünlükleriyle yola çıkıp tasarladığı çantalar ilgi çekici! A'dan Z'ye alfabenin her harfinden oluşan çantalar dışında bir de üzerlerinde "I refuse to participate in a recession", "Oh! I'd like to be beside the seaside" gibi mesajlar içerenleri de var. Alphabetbags.com adresinden ulaşılabilir.




























Posted by ilke 02:37 0 yorum  



McQueen's Faithful Glove Clutch






McQueen'in son icadı, müthiş bir parça bence.. Saks 5th'de ve net-a-porter'da 895$'a bulabilirsiniz. Çok güzel bir tasarım olmuş..

Posted by Otto 17:01 1 yorum  



Paris Men Fashion Week - Kenzo

Dun Kenzo'nun tasarimcisi Antonio Marras izleyenleri Paris'ten alip Kongo'nun sicak topraklarina goturmus adeta. Tasarimci, esin kaynagini Afrika ve unlu kasif Pierre de Brazza olarak aciklamis.

Koleksiyonda bolca bej, khaki, beyaz ve kamuflaj kullanilmis. Ayrica pantolonlarin ve sortlarin bol birakilmasi da yine dikkat ceken bir ozellik ancak defilenin en onemli olayi, modeller podyumda finalde yururken tepedeki siselerden dokulen kumlar ile bir col atmosferi yaratilmaya calisilmasiydi ve cok da begenildi bu supriz basin tarafindan.


Posted by Otto 10:45 0 yorum  



Back to School with MJ

Marc Jacobs'in "Don't miss the Marc" isimli okul temali kapsul koleksiyonu, genc kizlar dusunulerek tasarlanmis. Ancak 20'li yaslarindakilerde giyebilir tabii. Koleksiyon denim jeanler ( arka ceplerine M harfi islenmis ) , gri ve mavi renkte denim mini etekler, kirmizi ve beyaz renkli blazerlar, cesitli desenlerde ve rengarenk taytlar, atkilar ve tshirtler iceriyor.

Koleksiyonun en iyi taraflarindan biri fiyatlarinin uygunlugu cogu parca 100$'in altinda. en pahalisi 200$ zaten. Satislar 1 Agustos'tan itibaren http://www.bloomingdales.com/ adresinde baslayacak.

blazer ceketler: 168$


denim etekler: 98$

tum koleksiyon icin; http://nymag.com/daily/fashion/2009/06/marc_jacobs_1.html#

Posted by Otto 20:38 0 yorum  



aggy quits fashion?


Agyness Deyn'in Last Shadow Puppet Miles Kane ile daha çok zaman geçirebilmek ve kariyerine oyunculukla devam etmek için modayla ilgili her türlü işini gücünü bırakıp İngiltere'ye döneceği söyleniyor. Ama NEDEN??!


Aggy ve Miles'ın soyadları kafiyeli bu arada, şimdi fark ettim. Ama Miles ne alaka, Aggy? Olmadı.

Posted by zerofeelings 13:26 0 yorum