MODA VE FASHIONALISM ÜSTÜNE BİRKAÇ ŞEY

Fashionalism'i açtığımızdan beri okuyucu kitlemiz hızla büyüyor ve bu durumdan işin bu noktaya geleceğinden baştan haberi olmayan bizler çok mutluyuz. Dergilere gömülmüş bi gece aklıma "Madem modayla ilgilenmeyi bu kadar seviyorum, geleceğimi de bununla yakından ilgili şekillendireceğim, neden şimdiden çalışmalara başlamıyorum" fikriyle pek muhterem arkadaşım, öğretmenim, dostum İpek'e bu düşüncemden bahsettim. O da böyle bir şey söylememi bekliyormuş sanki hemen evet dedi. Biraz düşündükten sonra modayı en az bizim kadar seven arkadaşlarımız Göksu ve Ece geldiler akıllarımıza. Onlara da projemizden bahsettik ve çok heyecanlandılar. Böylece Fashionalism'in ilk kadrosu oluşmuş oldu. Hemen o gece çalışmalara başladık bana kalsa bu iş uzardı ama İpek'in damarlarındaki çılgın kan buna izin veremezdi aklımıza birşey geliyorsa hemen yapmalıydık! 9 Nisan 2007'de 3 post birden attık ve Fashionalism'in pembe renklerdeki tohumlarından ilk meyveler çıktı. Çok geçmeden aramıza Elif ve Asya katıldı.

Moda kavramı konusunda beni rahatsız eden, rüyalarıma giren, duyunca keşke insanlar düşüncelerinde bu kadar katı olmasalar dediğim bir tanım var ki beni çok üzüyor, o da insanların modayı koyun sürüsüne takılmak olarak görmesi.. Stilistlerin, modacıların, tasarımcıların fikirlerinin dayatma olduğunu düşünüp her yıl milyonlarca parası çok aklı kıt insan için gereksiz büyük paralar harcandığını söyleyip modaya karşı olan bir çok insan var. Hatta bunların bir kısmı "ne yani onlar söyledi diye bu sezon krem rengi seçimler yapıp dizimin 5 cm üsütündeki şortumdan vazgeçeceğim ve 7 cm altında olan capriler mi giyeceğim? ben beyaz slip donumu (!) giyer çıkarım sokağa be!" diyor ama komik oluyorlar. Çünkü moda bu demek değil. Moda size bunu giyinin şunu yapın diye emretmez. Düşünülenlerin aksine moda insanı değil insan modayı yaratır. Her yıl yapılan moda haftaları, yüzlerce insanın emeğinin olduğu dergiler, kreasyonlar zevkten olduğu kadar ihtiyaçtan da doğuyor. Çünkü kendisine saygı duyan insan görünüşüne de önem veriyor. Bu sektörden tıpkı diğer sektörlerde olduğu gibi zilyon tane insanın hayatını kazandığını söylememe gerek bile yok. Kimse sizden moda yüksek bel diye yüksek bel giymenizi istemez ya da en pahalı kıyafetleri sadece moda diye almanızı beklemez. Her insan içinde rahat hissettiği ve kişiliğini yansıttığına inandığı kıyafetleri giyer ve kendi modasını kendisi oluştur, ve en modayla alakasız modayla savaş içinde olan insanlar bile ucundan kıyısından "moda" olan parçaları üstünde taşır. Devil wears prada/Şeytan marka giyer adlı hayatımın filmindeki Runway dergisinin baş editörü Miranda Priestly'nin yardımcısı Andy iki mavi kemerin arasında bir fark göremediğini ve bu "zımbırtı"larla ilgili öğrenmesi gerektiği daha bir çok şey olduğunu söylediğinde Miranda ona yerin dibine sokacak bir bakış atar ve şunları söyler; "Ah, evet anlıyorum bu taraklarda bezin yok. Dolabına gidip o biçimsiz mavi kazağı seçiyorsun, kendini fazla ciddiye aldığını göstermek için ne giyindiğine aldırmadığını anlatıyorsun. Ama bilmediğin şey o sadece mavi değil. Turkuaz değil. Lapis değil. Aslında gök mavisi. Ve birşeyden daha habersizsin..2002'de Oscar de la Renta gök mavisi koleksiyonunu sundu.Yves St-Laurent gök mavisi askeri ceketler yaptı. Gök mavisi hızla sekiz değişik koleksiyonda boy gösterdi. Sonra bölge mağazalarına indi ve iyice tepetaklak olup seri sonu malların satıldığı feci bir yere düştüğünde sen muhtemelen bir ucuzluk sepetinden çekip aldın. Bu milyonlarca dolar ve sayısız insanın çabasını temsil ediyor. Gülünç yanı modayı hiçe saydığını kanıtlayan bir seçim yaptığını sanırken buradaki insanların senin için seçtiği bir kazağı giyiyorsun. Bir sürü 'zımbırtının' içinden." Umarım bu alıntı az da olsa ne anlatmak istediğimi netleştirmiştir deyip konuyu burada kapatıyorum.
.
Son olarak; Fashionalism ekibi olarak Sobermag haftalık online dergisinin moda bölümünde yazmaya başladık. Çok mutluyuz, pek bişey sanıyoruz kendimizi. İlk yazıyı ben yazıverdim ona da
http://sobermag.com/moda/index.html adresinden ulaşabilirsiniz.:)

Posted by ilke 02:44  

5 Comments:

  1. zerofeelings said...
    "İpek'in damarlarındaki çılgın kan" hahahah çok çılgınım vallahi. bu arada dün de sözlükteki karmam "çılgın" olmuş.
    merikeyt said...
    sözlükteki karma?
    hımmm ok.bu arada yakın zamanda kadroya iç mimar bir arkadaşımız katılcak:)
    star starcrazy said...
    sober'a hoşgeldiniz cümleten, dans pistimiz genişliyor : )
    Merve said...
    Oncelikle ıyı yazmıssın.Fakat 'Devil Wears Prada' 'dan alıntı olan kısım gerçekten bu yazıyı bozuyor.Filmi en az Anna Wintour kadar
    merakla ve heyecanla bekliyordum.Ama gorsel acıdan dusunmezsek bir felaketti film.bir cok sebebi var tabi ama asıl
    isin ilginc yanı ve en vurucusu o alıntı yaptıgın sahnede bahsedilen, Oscar De La Renta'nın 2002 koleksiyonunda 'gök mavisi' 'ne dair hiç bir parça olmaması.Yves Saint Laurent'a gelince, 2002 yılını hatırlar mısınız?üzücü bir yıldı.O yıl YSL Hazır giyim koleksiyonunu Tom Ford hazırladı ve gök mavisi bu koleksiyonda da yoktu.Ha Devil Wears Prada'yı izlerken bir Louboutin'lere bir Patricia Field'ın ortaya koydugu kombinasyonlara trene bakan okuzler gıbı baktık, iç çektik, gozlerimiz doldu..bu da bir gerçek.Beni benden alan yer Miranda Hanım'cıgımın herkes biz olmak istiyor dediği efsanevi andı.O gerçekten neydi?!?!?!Anna Wintour (ki gerçek kürk giymesiyle beni hep üzmüştür) bu filmi izlediyse, heralde pek bir onore olmustur, ben olurdum ya da uzulurdum bılmıyorum.
    Demeye calıstıgın bu degil farkındayım ve zaten amacım cıkıntılık,ukalalık vs yapmak degil :] Modanın tam olarak ne oldugunu acıklayamıyorum bana da dusmez zaten cunku kanımca herkese gore degısebılen ve degısmesı de gereken bir kavram, ama keske Miranda karakteri orda anlatılmaya calısanı daha farklı soyleseydı.Keske 'senin ciddiye almadıgın sey , binlerce insanın hayalinin,emeginin urunu.. tekstilcinin bu yıl kullanılacak kuması tasarım evlerıne verdıkten sonra uykusuz gecırılen saatlerın, onların başka ülkelerde geçirdiği aylar boyu akıllarına gelmeyen bir fikrin sokakta o ezilen department store'dan alışveriş yapan bir kadının belki de öylesine kafasına bagladıgı bır esarpta bulmaları..' deseydi.Di mi?Ama bunun dısında dediklerine tamamen katılıyorum.İnsanların bunu ciddiye almamasını benim de aklım almıyor.Neyse cok uzattım, blogunuzu cok tesadufi bir sekilde buldum telefonuma kaydetmisti galiba ipek, sevdim. :] x
    merikeyt said...
    teşekkür ederim görüşlerin için :)
    devil wears prada konusuna gelince de o koleksiyonların hiçbirini düşünmemiştim Miranda Andy'i azarlarken.Tamamen hayal ürünü tasarımcılar ve kolesiyonalrdan da bahsetseydi farketmezdi ama zaten benim böyle düşündüğümü sende anlamışsın.Bloğu beğendiğine de pek sevindim,görüşmek üzere :*

Post a Comment