Cihan Alpgiray

Fashionalism'de fenomen haline gelen Cihan Alpgiray ile moda fotoğrafçılığı üstüne bir röportaj. (Evlilik konusundaki düşünceleri hakkında ipuçlarını Mischa Barton hayranlığında bulabilirsiniz!)

Cihan Alpgiray Kimdir, ne yapar?

29 Mayıs 86 İstanbul doğumlu 5 yaşından beri istikrarlı bir gözlük kullanıcısıyım. Küçüklüğümde endüstriyel tasarım okumak isteyip ancak bu merakı grafik tasarım olup ardından masa başı işi yapmak istemeyip fotoğrafçılığa yönelmem ve o yönde hayatımın değişmesi şeklinde yol aldım. 2004 yılından beri fotoğrafla ilgileniyorum ve aynı yıl Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf ve Video Bölümünü 1.likle kazandım ve bu bölümde okumaya devam ediyorum. metingursoy pr&marketing şirketinin özel fotoğrafçısıyım, Trendsetter, Elle ve Cosmopolitan için freelance olarak çalışmaktayım. Apple IMC, Absolut Vodka, Swissotel, İstinye Park müşterilerim arasında yer almakta.
Sıkı bir Keane hayranıyım. Bir gün Mischa barton’un fotoğraflarını çekme hayaliyle ile yatıp kalkıyorum.

Genç yaşına rağmen büyük işler başarıyorsun. Sektördeki moda dergileri için moda çekimleri yapmak kolay bir şey değildir herhalde. Nasıl karar verdin moda fotoğrafçısı olmaya?
Fotoğrafçılığımın ilk zamanlarında hep arkadaş portreleri çekiyordum ve genelde insanlara direktif vererek fotoğraflamayı tercih ediyordum. Dergilerle çalışmaya başladıktan sonra da o yolda ilerleme konusunda adımlar attım ve sonra Trendsetter’a Atelier Yume için bir çekim yaptık ve orada profesyonel bir model ile çalışmıştık oradan sonra bu merakımı daha da ilerlettim ve başka dergilerle çalışmaya başladım. Moda fotoğrafı çekmek için anı yakalamanın dışında o anı yaratmak adına tüm bileşenlere dikkat etmeniz oluşturmanız ve bir karede toparlamanız gerekiyor bu da ancak deneyimle kazanılacak bir şey sonuçta ne olursa olsun yegane amaç orada kıyafeti en doru ve en şık bir şekilde karelemek. Bunun için vizörden bakarken bir çok detayla uğraşıyorsunuz. Direktif vermek, istediğiniz şeyleri yaptırmak için model ile iyi bir ilişki kurmak gerekiyor. Keza ekiple de öyle. Yolun başından beri bu şekilde ilerlemek istiyordum ve hayallerimi yavaş yavaş gerçekleştiriyorum. Gerisini zaman gösterecek daha gencim çünkü :)

Bir moda çekimi tam olarak nasıl yapılıyor?

Öncelikle dergilerin isteklerini (advertorial çalışmalar) ayrı tutarsak. Moda editörü yada fotoğrafçıdan biri ortaya bir fikir atıyor ve ya o fikir olduğu gibi uygulanıyor yada fotoğrafçı, sanat yönetmeni (her moda çekiminde olmayabilir bazı önemli işlerde görev alırlar) bir toplantı yapıp o fikri geliştiriyor. Türkiyedeki bir çok iş, (ki benimde yaptığım birkaç işte dahil buna) fikri yurtdışındaki bir çekimle paralel bir mantıkta yapılabiliyor. Ardından mekan arayışı prodüksiyonda gerekli malzemeler ayarlanıyor. Sonra saç için kim olur makyaj için kim olur derken model arayışına giriliyor model ajansları ile bağlantıya geçiliyor o an şehirde hangi modeller varsa onların güncel mailleri isteniyor eğer katalog çekimi bazında bir iş ise cast yapılıyor, modeller çekim yapılacak şirketin ofisine çağrılıp canlı bir şekilde beğenilip seçiliyorlar. Ancak dergi bazında bir işte genelde modelin bookundaki fotoğraflarından model beğeniliyor. Bunların sıralaması değişebiliyor elbette ama ancak bazen son gün bile belli olabiliyor her şey :) Bittikten sonra fotoğrafçı kısmı photoshopu, moda editörlüğü kısmı ise kıyafetleri dağıtmakla meşgul oluyor ve dergilere son halleri yollanıyor.

İşin gereği mankenlerle, kıyafetlerle fazlasıyla içli dışlı oluyorsundur. Senin moda hakkındaki görüşlerin neler?
İnsanın kendini iyi hissetmesi, mutlu olması ve Dünyaya bakış açısını kendi içinde yarattığı bir stil anlayışı ile dışarı yansıtmasına moda diyebilirim. Herkesin kendine ait bir moda anlayışı vardır ve o kıyafetler içinde kendini daha iyi hissetmektedir. Bende kendimi iyi hissetmek adına kendi çapımda bir moda anlayışım var ve Türkiyedeki olanaklar doğrultusunda uygulamaya çalışıyorum.

Yakın gelecekteki planlarından bahseder misin biraz, hedeflerin neler, kimlerle çalışmak, kimleri çekmek istiyorsun en çok?

Azim Haidaryan adında örnek aldığım bir fotoğrafçı vardır. Kendisi pek tanınmasa da bence moda fotoğrafçılığında beni benden alan ve çok farklı bir tadı yakaladığını düşündüğüm bir fotoğraf ‘sanatçısı’dır kendisi. Sanki bir sinema filminden fırlamış sahneleri ile alışılmış moda fotoğrafı anlayışını değiştirmiş ve uygulamadaki başarısı ile sanki bir fotoroman izlermişcesine seyirciyi içine almaktadır. İlerideki en büyük hedeflerimden biri bu tadda işler yapmak çünkü mümkün olduğunca sinemadan beslenmeye ve oradan bir şeyler almaya çalışıyorum. Çekimlerimde dikkat ettiğim nokta (ne kadar uygulayabiliyorum bilmiyorum!) modelleri kare içinde bir figür gibi yerleştirmek ve onların o mekanlarda sanki yaşıyormuş hissini seyircide uyandırmak. Kısacası bir samimiyet kurmak. Ne model mekanın önüne ne de mekan modelin önüne geçmeli ve model orada ‘takılmalı’ sadece. İleride yeterli prodüksiyonları gerçekleştirirsem eğer istediğim şeyleri yapacağımı düşünüyorum. Çekmeyi düşünmenin dışında çekmeyi bir hedef olarak belirlediğim biri var. Mischa Barton u çekmek en büyük hedeflerimden biri. Onu çektiğim zaman bir sandalyeye oturmak ve o anın tadını çıkarmak istiyorum. :) 3 sene içinde çekeceğim bunu hissedebiliyorum.

Posted by ilke 14:27  

4 Comments:

  1. undisclosedviwer said...
    1986 mı? 5 yaştan bişey olmaz. (L)
    zui said...
    eline sağlık meri zevkle okudum
    asıl 1 yaştan bişey olmaz:p
    floydient said...
    'fotografa' dair çok az $ey var bu roportajda.
    merikeyt said...
    'Fotorafa' dair olanlara daha önce genç moda fooğrafçıları isimli yazıda yer vermiş olduğum için burda konuyu biraz daha geniş tuttuk.

Post a Comment