Andrew Buckler

Kendisini İngiliz tarzını Amerika'yla buluşturan marka olarak tanımlayan Buckler kısa bir süredir Türkiye'de satılıyor. Ama markayı İngiliz tarzına özenerek Amerika'da iş yapmaya çalışan geçici bir heves olarak tanımlamak daha doğru olur bence.


Nedir bu kıyafetler yani, bu İngiliz tarzı filan değil ki! Beceremiyor Amerikalılar bu işi, bence artık bunu kabul etmeleri lazım. Kendi tarzları üzerinde çalışsalar daha iyi işler çıkarırlar eminim...

Markanın kullananları arasında Tommy Lee, Iggy Pop, Rolling Stones, Franz Ferdinand, Snow Patrol, Liam Gallagher varmış. Hepsini anladım da FF ve Liam Gallagher'a hiç yakıştıramadım, Liam'dan Ben Sherman filan beklerdim, FF'e de uyuzum zaten biraz...

Siteleri de bi değişik müzik kapanmıyor ve iğrenç bişey çalıyor bütün yazıyı bilgisayarın sesini kapatarak yazmak zorunda kaldım...

Andrew Buckler daha önce Emanuel Ungaro ile çalışmış... 2001'de bu markayı oluşturmuş...

Posted by perry boy 23:36  

13 Comments:

  1. zerofeelings said...
    sondan bi önceki fotodaki siyahlı adama oha diyebilir miyim?
    perry boy said...
    hepsi aynı adam...
    marni_gal said...
    Seçtiğiniz konular oldukça güzel fakat yazılarınızdan hiçbir değer elde edemedim. Eğer moda yazısıysa hiç bir elle tutulur yorum içermiyor. Keza fred perry yazınız da aynı şekilde. Onu beğenmedim, bunu beğenmedim, tasarımlar vasat, müzik iğrenç, Müziği girdim dinledim, rock'n roll çalıyor. Neden iğrenç (veya vasat, veya zevksiz) olsun ki? Hoşunuza gitmeyen bir şeyi iğrenç diyerek etiketlemeniz yazılarınızda çok dikkatimi çeken bir husus. Bu blog'un yorumu çok daha objektif ve üslubu çok daha profesyonel olan yazarlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
    XLR8Bisthecoolestmagever said...
    ben kendisinin yazılarının blogun hitap ettiği kitleye göre anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum açıkçası. hatta ben bu yazıda gayet kendimi buldum ve arkadaşın demek istediğini çok da iyi anladım. kusura bakmayın ama elitist moda dergilerinin sayfalarca moda yazıları pek sıkıcı, pek aynı oluyor. kısa, güzel, net. ne güzel. blogun amacı kendi fikirlerini istediğin gibi insanlara ulaştırmak olduğuna göre, sanki pop, I-D yazarına yorum yapar gibi insanın hevesini kırıcı yorumlar yapmanız da pek yerinde değil. creme de la creme olsun, ıdısının bıdısı olsun, hepsi profesyonel olsun, hepsi aynı olsun. olmaz öyle. saygılar, mwa.
    xlr8bisthecoolestmagever said...
    birde,
    "Nedir bu kıyafetler yani, bu İngiliz tarzı filan değil ki! Beceremiyor Amerikalılar bu işi, bence artık bunu kabul etmeleri lazım. Kendi tarzları üzerinde çalışsalar daha iyi işler çıkarırlar eminim..."
    kesinlikle katılıyorum. amerikalılar GAP, american apparel gibi ucuz ve simple şeyler üretseler keşke hep. ama avrupada 4 misli fiyatlara satmasınlar mümkünse amerikada 10 dolar olan şeyleri. istemiyorum, sevmiyorum, içime oturuyo o kadar para vermek. amerikaya gidip bütün american apparel hoodilerden ve düz tişörtlerden almak istiyorum durum böyle olunca. malum avrupada 30 hoodie fiyatına 1 tane alınabiliyor. duyun sesimi yetkililer.
    zerofeelings said...
    Evet, elle tutulur yorumlarda bulunulmadığı doğru. Zaten amacımızın yorumlamak olmadığını shoutbox'ta birkaç gün önce uzun uzun belirtmiştim. Amacımız insanlara "Bakın böyle birşey var, kısaca şuna benziyor, ilgileniyorsanız bir göz atın" demek olduğu için profesyonellik farklı kulvarda kalıyor. Ha objektiflik olur tabii, neden olmasın.. Ama şahsen ben Agyness Deyn söz konusu olunca objektif olamıyorum, tutamıyorum kendimi. Hastasıyım.
    zerofeelings said...
    bi de o adamın simsiyah giyinmiş sondan bi önceki fotosunda çok über göründüğü konusunda ısrar ediyorum. herkes öyle giyinsin. erkeklere sesleniyorum.
    xlr8bisthecoolestmagever said...
    daha tight jeannzz plzzz : )
    zui said...
    ben kötü olduğuna katılmıyorum şahsen
    gayet de güzel olmuş kıyafetler hepsi olmasada bazıları ingiliz tarzını yansıtıyor bence
    zerofeelings said...
    O kadar yazıyorum yazıyorum kimse yorum yapmıyor, sonra burada perryboycuğum iğrenç dedi diye 10 tane yorum yağıyor, kıskanıyorum. Kalbim kırılıyor.
    marni_gal said...
    Profesyonellik eşit değildir elitist olmak.
    Kimsenin bu blogda I-D, nylon, dazed & confused editoryalleri beklemediğine eminim. Ki onlarında yerine göre ne kadar elitist (sizin anladığınız şekliyle profesyonel) olduğunu tartışmaya açabiliriz. Tekrar belirtmek istediğim üzere, konu seçimleri gayet başarılı. Eger bu blog'un ismi "fashionalism" konulmuş ise ki "journalism"e de bir atıf ister istemez görüyorum, o zaman yazılarda yerden yere vuran bir uslup çok gereksiz. "Elitist", ağır, sıkıcı veya minimalist olmadan da çok güzel, değişik, eleştirisel, insanın moda hakkındaki ufkunu açan/aralayan yazılar/yorumlar yazılabilir.

    Fashionalism'in dengi olan pek çok yabancı blog var, hepsi oldukça bireysel yorumlardan ve underground zevklerden oluşuyor ama hiçbiri "ay bu iğrenmiş, bu ne böyle berbat bir tasarım" gibi tek yönlü ve okuyucuya eğer amaç bilgilendirmekse (fashionalism?) hiçbir şey vermeyen yorumları içermiyor. Zerofeelings "Amacımız insanlara "Bakın böyle birşey var, kısaca şuna benziyor, ilgileniyorsanız bir göz atın" demek olduğu için profesyonellik farklı kulvarda kalıyor." demişsiniz, blog'un gözettiği amaç buysa "ona uyuzum, bu igrenc" gibi negatif kişisel ifadelerle "bakın böyle birşey var" denilen şeyleri bir kalıba sokmamak daha yerinde olur diye düşünüyorum.

    Profesyonellik neden illa ki çok yüksek profilli bir entellektüelite olarak algılanıyor? Birşeyi beğenmemek elbette ki her insanın sahip olduğu bir estetik haktır. Ama bunun başka insanlara iletilmesi hayatta her zaman üslubu önemli kılar. Görüşlerimi heves kırıcı değil, yapıcı bir eleştiri olarak algılamanız beni memnun eder. Zira Türkçe olarak böyle bir blog'u ve seçtiğiniz hoş konuları takip etmek bana zevk veriyor. Saygılar.
    zerofeelings said...
    Fashionalism ve journalism ilişkisi tamamen şu an dikkatimi çekti, biz Digitalism hayranı insanlar olarak o nedenle Fashionalism adını verdik.

    Uyuz, iğrenç ya da benzeri şeyler benim yazılarımda yoktur, kendi açıma konuşacak olursam. Profesyonel olmak farklı kulvarda kalıyor derken kastettiğim şey ise burada yazan herkesin moda, gazetecilik gibi konularla son derece alakasız bölümlerde okuyan üniversite öğrencileri olması. Blogumuza yeni katılmış bir yazar için üslup ön planda olmayabiliyor bu nedenle, konuyla son derece ilgili olsa bile hiç yazma tecrübesi olmadığında üslup en ön planda tutulan şey olmuyor. Zamanla ve o işi defalarca yapa yapa öğreniliyor bu da ancak. O nedenle, öyle amaçlanmamış olsa da cesaret kırıcı gelmesi doğal yorumlarınızın. Ama kesinlikle haksız değiller ve değerlendirilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Keşke daha fazla insan oturup okuyup üşenmeyip yazsa sizin gibi. Çok sizli bizli hissettim birden.

    Teşekkürler.:)
    couture_boy said...
    sanki türkiyede moda blogundan bol şey yokmuş gibi böle aman iğrenç demiş aman vasat demiş böyle antin kuntin şeylere mi takılıosunuz

    ben bi erkek olarak hangi tasarım neden vasatla uslupla filanla falanla ilgilenmiorum çokta memnunum hep kızlara torpil geçiliodu bu arkadaşım gelene kadar

Post a Comment