
14 Şubat'a az kalmışken hediye arayanlar için birkaç öneri:
-Eğer ilişkiniz yeni başlamışsa ve hediye alıp almama konusunda kararsızsanız alma durumunda olayı fazla abartmamanızı tavsiye ediyorum. Şayet siz 1 aylık kız arkadaşınızın karşısına Louis Vuitton torbasıyla çıkarsanız karşı taraf aynı değerde birşeyler almak için oldukça zor durumlara girebilir.
-Uzun süreli bir ilişkiniz varsa zaten sizin için hediye seçmek zor olmasa gerek. Nasılsa birbirinizi uzun süredir tanıyorsunuz, zevkleriniz ve ihtiyaçlarınızı biliyorsunuz.
-Kız arkadaşınız için; kalpli olan herşeyi son derece tavsiye ediyorum. Pembe de olursa kız arkadaşınız ne kadar şirin ve düşünceli olduğunuzu düşünüp boynunuza atlayacaktır. Starbucks'ın bu gün için ürettiği termos ve muglar son derece alınası. Güller kulağa çok arabesk gelse de son dakika kurtarıcısı sayılabilir.

-Daha da romantik olmak istiyorsanız eve sipariş edeceğiniz güzel bir yemek eşliğinde kırmızı şarabınızı da içtikten sonra birlikte bu filmi izleyebilirsiniz.
-Fashionista hanfendilerimiz kendilerine alınan bir adet Marc Jacobs Daisy ya da Christian Dior ile eminim çok mutlu olacaklardır.
-Erkek arkadaşınız için; psp, snowboard, parfüm gibi standart hediyelerin dışında kumaş boyasıyla üzerine "my girlfriend is the sweetest" yazıp verirseniz ikiniz birden baya mutlu olursunuz sanıyorum. Ayrıca Backhaus bugün için kalp şeklinde özel cookiler hazırlıyor. Bunlar da alacağınız hediyenin yanında küçük birer jest olabilir.

-Son olarak hangi ruh hali içerisinde olursanız olun sevgililer günü kutsal bir gün ve "Valentine's day is a bloody mainstreem shit" yerine " Love is in the air" mantığını benimsemenizi öneriyorum.
Posted by ilke
02:50
Etiketler:
backhaus,
christian dior,
Marc Jacobs,
valentine's day
Dior Homme denince ilk akla gelen isimdir Hedi Slimane. Dior'un moda dergilerindeki reklamlardan "gerçek" insanlara yayılmasını sağlayan Slimane, normalde Dior'la alakası olmayan pek çok erkeği de peşine takarak kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi elde etti. Dior Mart ayında Slimane'in kontratını yenilememeye karar verdiğinde, internette pek çok web sitesi ve blogda sadık hayranlarının "Hoşçakal Hedi, sana çok teşekkür ediyoruz ve seni çok özleyeceğiz" konseptli yazıları çıktı ortaya. Dior'da son dönemlerde yaratıcılığının kısıtlanmaya çalışıldığını ve bundan sonra tüm tasarımlarını tamamen özgür, keyfine göre yapacağını söyleyen Slimane neler planlıyor bilemiyorum ama onunla birlikte Dior takipçisi olan kesimin arkasında olacağı kesin.
Fransız tasarımcı Hedi Slimane, dümdüz ve skinny ötesi siyah takımlarıyla erkek modasında oldukça uzun sürecek bir akıma imza attı hiç şüphesiz. Müzikten etkilenerek hazırladığı Dior Homme koleksiyonları, gayet ironik bir şekilde şimdi o etkilendiği müziği yapanların üzerinden eksik olmuyor. Razorlight, Franz Ferdinand, White Stripes, David Bowie ve Mick Jagger bunlardan sadece birkaçı. Moda tasarımcılığının yanında, kendisini aynı zamanda "part-time rock fotoğrafçısı" olarak tanımlıyor Slimane. Çarşamba günü Paris'te başlayan ve 5 Ocak 2008'e kadar devam edecek olan en son sergisi Perfect Stranger, İspanyol müzik festivali Benicassim'de çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Slimane bu kez sanatçılardan çok hayranlara odaklanmış.
Pete Doherty'nin yakın arkadaşı olan Hedi Slimane, London: The Birth of a Cult adlı fotoğraf kitabında da Pete ve Londra ortamlarına yer vermiş. Ayrıca V Magazine için hazırladığı Rock Diary serisi de kesinlikle bakmaya değer. Kaiser Chiefs, Bloc Party, Arctic Monkeys, The Paddingtons, Dirty Pretty Things, Good Shoes, Cazals, The Horrors, The Rakes, White Rose Movement ve daha pek çok grubu fotoğraflamış bu seri için. Hepsine
http://www.hedislimane.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Gayet skinny bir şekilde Hedi'nin arkasında savaşa giden Dior Homme ordusu
Hüzünlü bakışlarıyla tanrısal insan Hedi Slimane
Posted by zerofeelings
16:56
Etiketler:
christian dior,
dior homme,
erkek modası,
hedi slimane,
Pete Doherty,
skinny,
the paddingtons
Candy Pratt Prize tarafından '08 s/s sezonunun her markadan en sıcak parçaları seçildi. Benim "top 10" imde daha çok harika ayakkabı ve çantalar yer alıyor ve gerçekten -harikalar.


Yves Saint Laurent - Miu Miu


Marc Jacobs - Louis Vuitton


Lanvin - Christian Dior


Chloé - Chanel


Alessandro Dell'acqua - Balenciaga
Posted by ilke
00:34
Etiketler:
Alessandro Dell'acqua,
balenciaga,
Chanel,
Chloé,
christian dior,
Lanvin,
louis vuitton,
Marc Jacobs,
miu miu,
Yves Saint Laurent
1 Ekim’de 60. doğumgününü kutlamanın yanında 2008 İlkbahar ready-to-wear koleksiyonunu seyirciye sunmayı unutmayan Christian Dior, her zamanki gibi büyük ilgi topladı. Tema olarak seyirciler arasında da bulunan Sting’in English Man In New York şarkısı seçildi. 20’li ve 40’lı yıllar arasındaki geçiş konu alınırken eski Madame Butterfly serisi yenilenip 30’ların şifon tarzı ve günümüzün Jazz etkileri de işin içine karıştırıldı. Tabi kıyafetlerin hepsinde baştan aşağı bir kompozisyon olduğu söylenemese de, sevgili Dior’un akseuar uyumu gözden kaçmıyor. Her şeyin ötesinde tüm defileyi izleyip “Acaba Dior bere ve şapka çılgınlığı mı başlatacak?” diye sormamak ise imkansız.




Posted by Anonymous
23:28
Etiketler:
christian dior,
Spring 2008 ready-to-wear
Christian Dior'un başlattığı kaş boyama trendi ne derece akar bilmiyorum. Konserlerde, partilerde güzel olabilir aslında ama umarım kaşlarını 2 metre boyayıp sokağa çıkan moda kurbanları görmeyiz etrafta.


Posted by ilke
00:22
Etiketler:
christian dior,
eyebrow makeup